هیق

هیق نام روستای پدری ماست. اگرچه سالهاست که دیگر در آن روستا زندگی نمی‌کنیم، اما «هیق» برای ما نماد ریشه‌ها و اصالت‌هاست. این «ریشه‌ها» و «اصالت‌ها» دقیقا آن چیزی است که در این صفحه عالم مجاز در پی آنیم...

هیق

هیق نام روستای پدری ماست. اگرچه سالهاست که دیگر در آن روستا زندگی نمی‌کنیم، اما «هیق» برای ما نماد ریشه‌ها و اصالت‌هاست. این «ریشه‌ها» و «اصالت‌ها» دقیقا آن چیزی است که در این صفحه عالم مجاز در پی آنیم...

Mısır olayları Müslüman dünyası için büyük bir sınav olmuştur

سه شنبه, ۳۰ ارديبهشت ۱۳۹۳، ۰۲:۲۷ ب.ظ

مصاحبه ام با سایت خبری تحلیل «7sabah» ترکیه در مورد اعدام‌های مصر

......................................................................................................


7SABAH ÖZEL
RAÖPORTAJ: Mehmet Gürhan

 
İranlı ortadoğu uzamanı Masoud Sadr, Mısır'daki darbe ve idamları 7SABAH'a değerlendirdi.
 
  S- Mısır’daki idam kararlarına geçmeden evvel, darbe sürecini konuşmak istiyorum. Mısır’da darbeye giden süreci anlatır mısınız?
 
C- Bu sorunun cevabını bir hatırayla vereyim; Hüsnü Mübarek’in hâkimiyet yıllarında Mısır’a gitmiş bir belgesel filim yönetmeni şöyle söylüyordu; biz Kahire’de saatlerce trafikte kalıyorduk ancak sürücülerin hiç birisi bu duruma kızmıyor, itiraz etmiyorlardı. Ben arabamızın tecrübeli şoförüne niçin siz kızmıyorsunuz, şikâyet etmiyorsunuz diye sordum. Şoförün cevabı çok etkileyiciydi: “biz bin yıldır, Firavunlar çağından, böyle itaat etmeyi öğrenmişiz şimdi ise trafiğe itaat ederiz”…
 
Mısır halkı doğunun en büyük ve muhteşem tarihine sahip bir halkıdır. Tabi ki bu müthiş durum,  her zaman devam etmeyecekti. Nihayet halk ayaklanıp büyük bir devrimle sonuçlanacak bir yola start verdi. 25 Ocak 2011’de, yıllarca firavunluk yapmış Mübarek devrildi. Ancak onun yerine gelebilecek kişi var mıydı? Genellikle Arap ülkelerinde siyasal yapıların kusurlu olduğundan dolayı ve diktatörlük ucubesinin sosyal zeminlerin yokluğundan büyük siyasetçilerin yetiştirilmesi çok zor. Partiler ancak isimde parti ve hakikatte hükümetin başında olan kişinin isteğinden başka hiç bir şey söylemiyorlar. Bunları göz önüne alarak Mısır devrim günlerinde ve ondan sonra başka Arap ülkelerindeki gibi “önder”sizlik sorunu ile karşı karşıya kaldı. Bu siyasal durumdan başka halkın çok zor olan ekonomik durumu ve ülkenin iktisadi sorunlarının çözmenin acilliği durumu daha da zorlaştırdı. Bu dâhili faktörlerle beraber Mısır devrimi ile menfaatleri zarar gören ve tehlikeye düşen başka ülkelerin de faaliyetleri Mısır’ın şimdiki duruma düşmesinde etkili oldular.
 
S- Darbenin arkasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirlikleri olduğu söyleniyor. Ancak sayın başbakan Erdoğan ise İsrail’i işaret ederek; ellimizde belgeler var diyordu. Darbenin iç yüzünü siz nasıl analiz ediyorsunuz?
 
 C- Açıkça söylemem gerekirse Suudi Arabistan ve ona uşaklık eden bazı küçük Arap devletleri ile Siyonist rejim arasında hiç bir fark göremiyorum. Müslüman dünyasının yahut dünyanın başka meseleleri ile ilgili bu Arap devletleri şimdiye kadar İsrail’in tutumundan başka bir pozisyonda olmuşlar mı?
 
Hakikat bu ki, ister İsrail, ister Amerika ve ister Suudi Arabistan gibi Arap ülkeleri bir yerde müşterektirler: Müslüman ülkelerde hakiki demokrasinin, yani halkların talep ettiği hedeflerin karşısında durmak. Halklar İslami kimlik, İslami gayret, İslami izzet, Kur’an’a bağlanan toplumdan başka birşey mi istiyorlar acaba? Ancak bu kavramların hepsi İsrail’in veya sonuçta Suudi Arabistan gibi kendini Müslüman tanıyan rejimlerin yok olması ile bir anlamdadır. Size Condoleezza Rice’ın 2006’da Kahire’nin Amerikan Üniversitesindeki konuşmasını hatırlatıyorum;
 
Orada şunları söylemiştir; Biz istikrarı korumak amacıyla diktatörleri destekliyoruz”.


 
Ancak nasıl bir istikrarı nazara aldığını söylememiştir. İstikbar cephesi onun çıkarlarını sağlayıp koruyabilecek bir istikrarı destekler halkların çıkarlarını destekleyen istikrarı değil. Buna göre de şimdi Irak’ta, Lübnan’da, Şam’da, Libya’da vs. Müslüman ülkelerinde istikrarın bozulmasına tüm istikrar sever devletler her türlü çabayı sarf ediyor. Mısırdaki darbenin de içyüzü budur. Müslüman ülkelerdeki yönetimler Amerika ve İsrail’in menfaatlerine hizmet edemiyorlarsa gitmelidirler. Bu ülkelerde ne pahasına olursa olsun, binlerce insanın yok olmasına dahi neden olsa bile böyle istikrar bozulmalı, kaos ve karışıklık yaratılmalıdır. Amerika halklara bunu anlatmak istiyor ki, benim istediğim gibi olmazsanız öleceksiniz! Bu konuda en iyi örnek İran’dır. İran halkı 35 yıl önce devrim yaptı. Amerika ve İsrail kulu olan bir şahı ülkeden kovdu. 10 yıl iç savaş ve doğu ile batının arkasında durduğu Saddam gibi bir mecnun-çılgın kişinin karşısında yüz binlerce şehit verdi. Savaştan sonra ise tüm seçimlere en yüksek oranla katılım oldu. Ancak halk ve bu halkın istediği devlet tarihin bu zamana kadar göremediği bir boykot ve ambargolara tabi tutuldu. Şimdi her bir vicdanlı kişi batının ne kadar demokrasi ve nasıl bir istikrar peşinde olduğunu açıkça anlayabilir!
 
 S- Darbeden sonra İslam dünyası ayaklandı, ancak etkili olamadı ve darbe yönetimi tarihi skandallara imza attı. Tutuklanmalar ve devamında idam kararları… Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
C- Mısır olayları Müslüman dünyası için büyük bir sınav olmuştur. Batı kendi sınavını yüzü karalıkla ( utançla ) bitirmiş ve şimdi bizim sınavımız başlamıştır. Ancak unutmayalım; zaman bitmek üzere. Geçen yılın Temmuz ve Ağustos aylarını hatırlayalım. Yüzler ve binlerce kişi Mısır’ın çeşitli kentlerinde öldü. Bir ülkenin kanuni cumhurbaşkanı sahte ve gülünç nedenlere göre tutuklandı. Sonra binlerce kişi hiçbir belge gösterilmeden gözaltına alındı. Ancak hiç kimseden ses çıkmadı. Şimdi ise, binden fazla kişiye idam kararı verilmiş ve yine kimseden ses yok. sesimizi, çığlığımızı, çabalarımızı Müslümanların kanının akması karşısında esirgersek Allah biliyor neler olacak! Allah’a hesap veremeyiz. Bu olaylar Müslüman halkların ne kadar birbirinden habersiz olduğunun açık göstergesidir. Bu habersizlik nihayet lakaytlık ve ihmale neden olacak. Bunları göz önüne alarak bence ilk önce Müslüman halkları uyandırmalı. Müslüman devletleri  (işbirliği) yapmaya mecbur etmeliyiz. Amma yine unutmamalıyız zaman çok az, çok çok az!
 
S- Alınan idam kararları uygulanırsa ne olur?
 
C- Açıkça söylemek gerekirse bu kararlar uygulanırsa tarih boyu başımızı kaldıramayacağız. Gelecek nesiller bizden “nasıl bu kadar suçsuz insanın katline sessiz kaldınız?” diye soracaklar. Bizim bu soru karşısında cevabımız var mı? Bence yok. Ancak ben bu kararların uygulanmayacağını ümit ediyorum. Ancak burada çalışmalıyız bu kararların uygulanmaması İslami gayretlerin çabasıyla olsun ve Müslümanlık kimliğinin Mısır devletine gösterdiği çabalar, bu kararların karşısına çıksın. Böyle olmazsa bu kararlar uluslararası Amerikan ve Avrupa kurumlarının istekleri ile dayandırılırsa gelecekte onlar nifaklarına yine bahaneler elde etmiş olacaklar ve kendilerini Müslümanların kanını müdafaa edenler gibi gösterecekler.
 
S- Bütün bu değerlendirmelerinizden yola çıkarak, idamların infazını engellemek için acil olarak ne yapılabilir?                                                                                                                               
 
C- Bütün Müslüman ülkelerinde protestolar, gösteriler yapılmalı. Müslüman düşünürler, yazarlar, aktivistler meydana çıkmalı ve Müslüman devletler ve kurumlardan bir iş yapmak için ciddi talepler olmalı. Ben Mısır’ın Müslüman halkının zafere ulaşacağına inanıyorum. Şöyle ki onlar en zor aşamaları arkada bırakmışlar, isyanın, kıyamın ve hakiki cihadın yolunu seçmişler ve kaybettikleri izzet bayrağını ele alıp semaya kaldırmışlar. Tarih gösteriyor ki bir kere kalkan bayrak bir daha inmez. Allah onlara sabır, yardım ve zafer nasip etsin. Âmin!
 
   2014/5/16

http://7sabah.com/?part=newsadvance&inc=newsadvance&id=6361

نظرات  (۰)

هیچ نظری هنوز ثبت نشده است

ارسال نظر

ارسال نظر آزاد است، اما اگر قبلا در بیان ثبت نام کرده اید می توانید ابتدا وارد شوید.
شما میتوانید از این تگهای html استفاده کنید:
<b> یا <strong>، <em> یا <i>، <u>، <strike> یا <s>، <sup>، <sub>، <blockquote>، <code>، <pre>، <hr>، <br>، <p>، <a href="" title="">، <span style="">، <div align="">
تجدید کد امنیتی